25 Mart 2010 Perşembe

BOŞLUK

Boş konuşan insanları sevmiyorum.. hatta ve hatta nefret ediyorum… konuyla ilgili bilgisi olmadan, sadece konuşmuş olmak için konuşan, “lan konuşursam adam yerine koyarlar”cılardan nefret ediyorum.. zihnimi yoruyorlar.. ruhumu da… tahammülü zor, hatta imkansız insanlar bunlar.. yakınları nasıl katlanıyor ki bu insanlara? Kaçacak yer arıyorum bu tür insanlara rastlayınca.. ama ya kaçacak yer yoksa? Mesela şu an benim olduğum durumdaki gibi, aynı işyerindeyseniz? Her gün mecburen aynı havayı soluyorsanız? Zor.. gerçekten çok zor… aha da şimdi hani şu çomak hazırlamakla ilgili durum var ya, o gelişti.. offf… offf… sabır diliyorum yetkili mercilerden… sadece sabır ve metanet…

RENGARENK GÖZFARI

RENGARENK GÖZFARI

Bi kaç gün önce başımı işyerinin çıkış kapısına çarptım.. hani şu camdan olan ve otomatik açılır kapanır kapılar var ya onlardan işyerinin kapısı… Akşamüstü aceleyle işten çıkmaya çalışırken, kapının otomatiklik özelliğinin devre dışı kaldığını ve kapalı olduğu fark etmeden gittim vurdum başımı… sonuç: yarılmış bir kaş ve renk değiştiren bir göz kapağı… Ama asıl konu şu: şiş gözümü ve yarılmış kaşımı görüp ne olduğunu soranlara cevap verirken, içimden yükselen gülme isteğini bastıramamam… neden mi? Çünkü her defasında şu kıytırık dizilerin bazılarında mutlaka geçmiş olan şu sahne canlanıyor gözümde…

Kadının gözü şişmiş ya da morarmıştır.. yakın bir arkadaşı gelir ve sorar endişeyle:
- gözüne ne oldu, çok kötü görünüyor…
- önemli bişiy değil, kapıya çarptım sabah ( ama cevap inandırıcılıktan çok uzaktır… aksine inanmasın da, daha çok soru sorsun karşıdaki diye verilmiş bi cevaptır kanımca.. ve akabinde gelir beklenen yanıtı içinde saklı soru)
- o mu yaptı bunu sana? Neden saklıyorsun? Onu korumaya daha ne kadar devam edeceksin…
- ….
- ….
Ve böyle saçma sapan bi şekilde uzar gider bu dialog.. ve sevdiği erkekten dayak yemiş her kadın sahnesinde hep aynı diaolog kıytırık dizilerde…

Gelelim benim durumuma… bana da soruyor görenler:
- Aaaa gözüne ne oldu öyle?
- Önemli bişiy değil, kapıya çarptım…
İşte tam bu cevabı verir vermez gülmekten alamıyorum kendimi… çünkü yukarıdaki diyalog gelip çörekleniyor zihnime.. klasik “kapıya çarptım” cevabını alınca, büyük ihtimal karşımdakinin de aklına aynı şey geliyor ve benim gülmemden de işkillenip pek inanmıyor bana… ama ben harbiden kapıya çarptım yaaa :)))) vallaaaaa :)))

Ama pollyanna ne demiş? “her kötü durumdan pozitif bişiy bul, çıkar” demiş.. dememiş mi? Demiştir.. demiştir.. ööle bi kızdır bizim şu pollyanna… ben de buldum çıkardım.. bu çarpma olayından sonra, her gün renk değiştiren bi göz kapağım var.. doğal göz farı yani :)) ilk gün kırmızıydı… ikinci gün sarı tonlarındaydı göz kapağım.. bugünler de ise mor ve tonları oluşmaya başladı yavaş yavaş… ne güzel değil mi:))) ama bi sorun var… far tek gözde olunca pek hoş olmuyor simetri açısından.. diyorum ki, bugün akşam çıkarken diğer kaşımı çarpıversem mi makyöz işyeri kapısına??

Eylülde Gel

yeni bir şeyler denemeliyim... bir yeteneğimi keşfetmeli ya da yeni bir işe başlamalıyım... pandemi dönemi yorgunluğu var üzerimde... kendim...