ben nasıl kurtulıcam bu depresif ruh halinden bilmiyorum... şu çalışmama, iş bulamama durumum beni allak bullak etti sanırım... "bu yıl çalışmıyorum, evdeyim" psikolojisine de adapte olamıyorum ki... bi adapte olabilsem sorun kalmıcak belki.. belki o zaman misafircilik falan oynamaya başlarım... ben birilerine giderim kahve içmeye, onlar bana gelir... kurabiyeler falan yaparım gelecek misafirlerime... ayyy yazarken bile daraldım.. bi de gerçekleştiğini düşünmek feci... neden bana göre değil ki tüm bunlar? neden ben de diğer kadınlar gibi olamıyorum ki? kadınlık hormonumda bi eksiklik, bi bişiy mi var acaba :) bilmiyorum... hem mutfakla da aram iyi değildir zaten benim... sadece mecburiyetten bulunuyorum mutfakta... yoksa mutfakta zaman geçirmeyi çooook sevenlerden falan değilim :) peki neyi seviyorum ben??????? bu aralar pek az şeyi seviyorum galiba... depresyon belirtilerinden biri de bu olsa gerek... peki eskiden yani depresif olmadan önce neleri severdim? hmmmm... düşüniyim bi... deniz kenarında tek başıma oturup, bira içmeyi severdim bi zamanlar... ama öyle cafede falan diğil... oralarda yanlız değil de arkadaşlarla oturmak güzel oluyo.. bak onu da yapardım eskiden ve severdim :))) ama yanlızsa insan ya da şöyle söylemek daha uygun; eğer yanlız olmak istiyorsam direk kumların üstüne oturup içmeliyim biramı... mümkünse barlardan, restoranlardan uzak bi köşe olmalı... eskiden vardı ööle bi kaç mekanım... ayy bira içmeyi mi özledim ne? yok... aslında sanırım yanlız ve sadece kendim için bişiy yapabilmeyi özledim... ve çook uzun bi süre de özlem olarak kalacak bu... neyse... ben başka neleri severdim eskiden? kitap okumayı... gerçi halen seviyorum da, eskisi gibi okuyamıyorum... şimdiki durum şöyle; bi kitabı okumaya başlamak sorun... eğer başlarsam illaki okuyup bitiriyorum da, başlamak için enerjiye gereksinim duyuyorum son zamanlarda... bi boşvermişlik, bi vazgeçmişlik var ki üzerimde sorma :) hmmm... başka başka??? evet, motorsiklet kullanmayı da çok severdim... ama ööle büyük, vitesli motorsikletlerle deli gibi hız yapmaktan bahsetmiyorum :) today le, en fazla 60 kilometreyle gezmek... güzel oluyodu... eskidendi... falan filan...
canım çok sıkılıyor... çalışmayı özler mi insan? özlüyorum ben... tuhaf mıyım? belki, evet... tuhafımdır belki.. bilmem... tuhaf olmak ya da olmamak için ekstra bişiy yapmıyorum... bu benim galiba... ya da ben buyum :)
istanbul'a günübirlik gelip gitmeyi de çok sevmiştim... kendim için yapabildiğim en özel şeydi o... hani öyle çok da bilmiyorum istanbulu... gelip de çok yer görmüş de değilim... ama yanlız geliyodum ya, kendi istediğim gibi geziyor, istediğim yerde oturup bişiyler içiyodum ya, sanırım bunlardı özel kılan o gelişleri... herkes için mantıksızdı... ama bana özeldi... kendim içindi... ne mi yapıyordum gittiğimde... sabahın köründe kadıköyde oluyordum... kaybolmayacağıma inandığım tek semt orası olduğu ve aslında orayı sevdiğim için :) sonra bi simit evinde bi çay ve simit... müthişti... sonra boğaya doğru yürüyüş... ordan moda istikametine... giderek kalabalıklaşan caddeler... vitrinler... satın alma dürtüsü olmadan gezdiğim dükkanlar... insanları izlemek çok güzel... sonra boğadan tekrar aşağıya... iskeleye geliş... deniz... yine müthiş... çiçek satan çingeneler, en sevdiklerim... çingelermiş ne farkeder ki... sevmez bir çok insan çingeneleri... ama ben orda çiçek satan çingeneleri çok seviyorum... evet, hiçbirini tanımıyorum... evet, belki ben oraya her gittiğimde başka çingenelerdir çiçek satanlar... önemli değil ki... önemsediğim sadece şu: onları seviyorum, o çiçek satan çingeneleri.... çünkü bence dünyanın en güzel işini yapıyorlar: Çiçek satıyorlar... yetmez mi ? Her defasında onlardan kendime çiçek alıyordum... Egoistçe mi? belki evet... ama o gün, sadece kendim için ordayım... kendime çiçek almam bu yüzden belki.. başka birinden, herhangi bir günde alacağım bir çiçek, o gün orda kendim için aldığım çiçek kadar mutlu edemez beni... bunun tarifi yok...
sonra sahilden yürüyerek Haydarpaşa'ya giderdim... çok seviyorum orayı... ve mutlaka basamaklarına oturmalıyım... bi arkadaşım vardı netten tanıştığım... "Zaten Haydarpaşa'dan gayrısı ilgilendirmiyor seni" demişti sitemkar bir konuşmasında... haklı olabilirdi hayallerde yaşamak mümkün olsaydı... Haydapaşa neden bu kadar özel benim için bilmiyorum... bir anısı da yok... kimseyi beklemedim ya da kimseyi uğurlamadım ordan... trenleri, trenle yolculuk yapmayı çok severim ben... Belki de bu yüzden Haydarpaşa bir semboldür benim için... Haydarpaşa'nın yıkılması gündeme geldiğinde çıldırmıştım resmen... Elimden bir şey gelmeyişi de cabası...
Haydarpaşa bi derece anlaşılabilir de, Ağva'ya olan tutkumu ben bile anlamıyorum :) oraya hiç gitmedim... sadece gitmeyi çok istedim... ama çok seviyorum orayı... belki de hayalimde büyütüyorumdur... insan, birini ya da bişiyi görmeden önce, düşündükçe gözünde büyütür ya, öyledir belki... ama orada yaşlanmak istiyorum... orda ölmek... hayal işte... ve büyük olasılıkla imkansız... "neden olmasın" dediğini duyar gibiyim... hayat, insanın ayaklarına, ellerine, tüm vücuduna öyle prangalar vuruyor ki... ve o prangaların bir kaçı kurtulmak istemediğin prangalar oluyor... onlar söz konusuysa, imkansızı kabul etmek daha kolay oluyor...
nerden nereye geldim di mi:) uykum yok napiyim... yazmayı da özlemişim sanırım... eskiden, uzuun uzun yazmayı da severdim... ama mektup ya da mail değildi yazdıklarım... iç seslerimi kağıda dökmekti sadece... çok uzun zamandır yazmıyorum... sanırım yukarıda yazdığım, yapmayı sevip de özlediğim şeylerin içinde, en çok yazmayı özlemişim :))) belki de kendimi anlatmayı... karışığım işte... tam ifade edemiyorum... depresyon hali feci bişiy anlayacağın :)
İnsanların anlaşılmak ihtiyacı çok tuhaf ve hiç bitmeyen bişiy di mi? herkes karşısındaki kendisini anlasın istiyor... herkes kendini anlatmak, ifade etmek istiyor... yorucu bir süreç bu... çünkü aslında kimse kimseyi yeterince anlamıyor... hem vakti yok ki insanların birbirlerini anlamaya, dinlemeye... herkesin işi var... herkes bi yerlere koşuyor, bi yerlere yetişiyor... ne kötü di mi? hep bişiylerin peşindeyiz... hep planlar... programlar... ama mecburiyet böyle... mesela benim, hiçbirşeyi akışına bırakma lüksüm yok... (son cümlemi sevmedim. içim sıkıldı)
Deep Not: Yazdıklarımı, yayınlamadan önce bi okuyım dedim ve bişiy farkettim... Bu yazıda bahsettiklerimi, cismen en yakınımda olan hiç kimse ama hiç kimse bilmiyor... hiç kimseye anlatmamışım... anlatılmayacak şeyler olduğu için ya da sır olduğunu düşündüğüm için değil... anlamayacaklarını bildiğim için... ne tuhaf değil mi? oysa cismen en yakınımdakiler yani annem, babam, kardeşim vs. beni en iyi tanıyanlar olduklarını sanıyorlardır belki... ama değiller... cismen yakın olmak aslında çok da bişiy ifade etmiyor işte... gerçekten yakın olmak başka bişiy...
Ne şımarığı, yok öyle bir şey... Fazlasıyla sorumluk sahibiyim aslında... Şımarıklık yapmak bana göre değil.... Hani insanlar internette olmadıkları kişiliklere bürünürlermiş ya da şöyle; olmak istedikleri kişi olurlarmış ya, belki de o yüzden Şımarık Peri'yim... Kendi kişisel tarihime not düşmek için yazıyorum... Hepsi bu :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Eylülde Gel
yeni bir şeyler denemeliyim... bir yeteneğimi keşfetmeli ya da yeni bir işe başlamalıyım... pandemi dönemi yorgunluğu var üzerimde... kendim...
-
yaz geliyormuş bana ne... bahar yorgunuyum ben halen... kafamda hiç bir şeyi toparlayamaz durumdayım... hep bi dağınıklık, hep bi fluluk.......
-
Geçen gün tv'de izledim… haberlerde… Türkiye artık e-kitapla tanışıyormuş… Kitapla çok tanışık ya toplumumuz, çok barışık ya, bi e-kitab...
-
yeni bir şeyler denemeliyim... bir yeteneğimi keşfetmeli ya da yeni bir işe başlamalıyım... pandemi dönemi yorgunluğu var üzerimde... kendim...
Bu hep böyle değil midir? En yakınımızdakilere anlatamadığımız (anlatmayı beceremediğimiz yahut onların anlamadığı) yanlarımız vardır ve biz bunları birilerinin bilmesini, anlamasını isteriz. İnternet çağında yaşamanın en güzel yönlerinden biri bu belki de. Aksi halde hiçbir zaman ulaşma ihtimalin olmayacak insanlarla muhatap olmak, onlara muhabbet duymak...
YanıtlaSilçok haklısın... iyi ki internet var :)))
YanıtlaSil