25 Ocak 2013 Cuma

Zoraki...

bazı insanların anlatacak ne çok şeyi var... ya da şöyle demeliyim: yaşadıkları her anın bir etiketi var gibi... hayatlarının her dönemi için anlatacakları birşeyler hep var... en komik anılar onlarda... en hüzünlü vedâlar... en ilginç flötrler falan.. çocuklukları pür neşe... gençlikleri dolu dizgin... mazime bakıyorum... evet, var özel diye nitelelendirebileceklerim ama ne biliyim öyle bambaşka değil ki... herkes gibi işte... sıradan... inişli çıkışlı... falan filan... ya da belki de sözkonusu bu insanların stand-upçı yanları mı güçlü acaba? en sıradan olayı bile güzel ve farklı anlatabiliyorlardır belki.. ya da sadece fazla önemsiyorlar kendilerini.. şöyle gelişiyor vaka: bir topluluk var... bu hayatının her anı action olan şahıs başlıyor anlatmaya... açılan her konuya ilişkin bir anısı mutlaka var.. ilginç olan dinliyorsun da o konuşurken.. sıkılmıyorsun yani... ya da sıkılıyorsun da, dinlemek mecburi...  kendime bakıyorum... anlatacak bişeyim yok... öyle müthiş, bambaşka yaşanmışlıklar değil yaşadıklarım... neden yazıyorum bunları... çok yakınımda var böyle biri... bugün yine anlattı durdu... dinledik... konu: eski flötrler... aşklar... ben de anlatıyım bişiyler dedim içimden... sonra da "sus boşver" dedim yine kendime içimden... tuhaf...
sonuç: "bi anlatsam, roman olur" bir hayatım yok benim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eylülde Gel

yeni bir şeyler denemeliyim... bir yeteneğimi keşfetmeli ya da yeni bir işe başlamalıyım... pandemi dönemi yorgunluğu var üzerimde... kendim...